Lagari Fanzin Söyleşisi

Mehmet Fatih Balkı: Ruhşen Bey merhabalar, herkes ile röportaj yaparken sizi ne yazık ki unuttuk. Bir gün açtığın bir telefonun (Fatih, parası neyse verelim) sonucu ile şu an buradayız.

Sizin röportaj yapmak bizim için mutluluk verici.

-Röportaja sizi tanıyarak başlamak en doğrusu. Ruhşen Doğan Nar kimdir? Bilimkurgu edebiyatına neden ve nasıl yöneldi? Okurluktan yazarlığa geçiş süreciniz nasıl oldu?

Ruhşen Doğan Nar: Merhaba! 1988, İzmir doğumluyum. Şimdiye dek, Anadolu’nun farklı şehirlerinde yaşadım. Bartın, Diyarbakır, Adıyaman, Manisa… Köyde de yaşadım, kentte de. Şu anda İzmir’de öğretmenlik yapıyorum.

Bilimkurgu edebiyatına, bilim ve edebiyat sevgimle yöneldim. İlk başta, bilimkurgu alanında yazmıyordum. Ama kendiliğinden bilimkurgu öyküleri yazmaya başladım. Özellikle Bilimkurgu Kulübü’yle tanıştıktan sonra, bilimkurguya odaklandım. Bilimkurgu alanında daha fazla okumaya ve yazmaya başladım. Son yıllarda ise çoğunlukla bilimkurgu yazıyorum.

Yazmaya üniversitede başladım ve o günden beri, düzenli olarak yazıyorum. Yazmaktan keyif alıyorum ve ölene dek yazmaya devam etmek istiyorum.

-Yerli Bilimkurgu edebiyatında gördüğüm en üretken yazarlardan birisiniz. Birçok site, dergi ve fanzinlerde yazılarınızı görmek mümkün. Bu üretkenlik sizi yoruyor mu? Üretme süreci bazen sıkıntılı zamanlar geçirmenize sebep oldu mu?

Aslında kendimi çok üretken biri olarak görmüyorum. Her gün oturup bir şeyler yazan biri değilim. Keşke öyle biri olsam, diye düşünüyorum. Bu yüzden, pek yorulmuyorum. Çok tembel de değilim demek ki, çünkü ortaya yeni şeyler koyabiliyorum. Ne çalışkan ne de tembelim herhalde. İkisinin ortası…

-Geçtiğimiz günlerde ikinci kitabınız olan “Bir Gün Mutlaka Delireceğim” KDY tarafından yayınlandı. İlk kitabınızın ve ikinci kitabınızın süreçleri nasıl ilerledi?

İlk kitabım “İçimdeki Robot”, Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı. İkinci kitabım “Bir Gün Mutlaka Delireceğim” ise Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık’tan çıktı. Geleneksel baskı ile talep üzerine baskı arasında epey fark var. KDY çok daha hızlı ve şeffaf. Tabii, her şeyin kendi artıları ve eksileri var.

Benim amacım, okura ulaşabilmek. Bunu başarabilmek için üç farklı yolu denedim. “Uyan!” fankitimle, fanzin yayıncılığıyla okura ulaştım. “İçimdeki Robot”la geleneksel bir yayınevinden çıkan bir kitapla şansımı denedim. “Bir Gün Mutlaka Delireceğim”le kendin-bastır veya talep üzerine baskı diyebileceğimiz bir sistemle yola çıktım. Tek amacım, yazdıklarımı okurun önüne sunabilmek.

 

-Sizinle tanışmamız üzerine fanzin dünyasına adım attınız. Aynı zamanda Lagari Bilimkurgu Fanzin yazarlarından birisiniz. Fanzin size neler hissettiriyor?

Evet, senin ve Fanzin Apartmanı sayesinde fanzin dünyasına girdim. Fanzinin iki başat özelliği beni büyülüyor: İlk olarak, tamamen özgür ve sansüre yer yok. “Yok, şunu yazmayalım, falanca rahatsız olur,” diye bir şey yok. İkinci olarak, parayı ve kârı önemsemiyor ve hatta anti-kapitalist bir duruşu var. Her şeyin sermaye için olduğu bu zamanlarda çok sıra dışı ve değerli fanzinler.

Fanzin okumayı çok seviyorum. Arada kısa yazılar da yazıyorum. Umarım, memleketimizde fanzin kültürü daha çok gelişir.

-Gelecek projelerinizden biraz bahseder misiniz? Bizleri neler bekliyor?

Karantina döneminde bir çocuk romanı yazdım. Bunun dışında, uzun zamandır üstünde çalıştığım bir kısa romanım daha var. Önümüzdeki süreçte, bunlar çıkabilir. Öyküler yazmaya devam ediyorum. Belirli bir hacme eriştiğinde, öykü dosyaları olabilirler.

-Bizlere tavsiye edeceğiniz şeyler mutlaka vardır. Bilimkurgu alanında olmak üzere üç kitap ve üç film önerebilir misiniz?

Edebiyatta; Stanislaw Lem, Philip K Dick, Strugatski Kardeşleri önerebilirim. Filmler konusunda çok iyi bir izleyici değilim. Ama Star Trek izlemeyi seviyorum. Kubrick’in Otomatik Portakal ve 2001:Uzay Macerası’nı da önerebilirim.

 

Kaynak: Lagari Bilimkurgu