
Gelişen yapay zeka teknolojileri bilimsel araştırmalara hız kazandırırken, uluslararası güvenlik dünyasında yeni biyosilah tehditlerine dair endişeleri artırmakta ve savunma stratejilerini gözden geçirmeye zorluyor.
İngiliz istihbarat teşkilatı MI5 başkanı Sir Ken McCallum, yapay zekanın mevcut ve yeni biyolojik tehditlerin geliştirilmesinde dengeleri değiştirme potansiyeline dikkat çekti. Amatör aktörlerin sohbet robotları üzerinden deney planlaması risk oluştururken, uzmanlara göre en somut tehlike iyi finanse edilen yapıların var olan patojenleri daha ölümcül hale getirmesi.
King’s College London’dan Dr. Filippa Lentzos, yapay zekanın insan uzmanlığının yerini almaktan ziyade mevcut teknik bilgiyi katlayarak güçlendirdiğini vurguladı. Nitekim Anthropic firmasının yayımladığı raporlar, bazı araştırmacıların kuş gribi virüslerini mutasyona uğratıp memelilere bulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla yapay zeka modellerini kullandığını ortaya koydu. Benzer şekilde Hindistan’da mutfak gereçleriyle rişin toksini üretmeye çalışan kişilerin yapay zeka sorgularından yararlandığı tespit edildi. Ayrıca MIT ve Stanford çalışmalarında, yapay zekanın sentetik DNA sipariş yöntemleri ve tedaviye dirençli patojen geliştirme süreçleri hakkında tehlikeli bilgiler sunabildiği görüldü. Bunlar biyosilah tehdidini belirgin biçimde artıyor.
Tüm bu endişelere rağmen, teorik bilgilerin pratik bir biyosilah üretimine dönüştürülmesi önünde ciddi fiziksel engeller bulunuyor. Tehlikeli biyolojik unsurların üretilmesi için özel laboratuvar ekipmanları, biyolojik materyallere erişim, saha deneyimi ve yazılı olmayan örtük bilgi (tacit knowledge) gerekli. George Mason Üniversitesi’nden Sonia Ben Ouagrham-Gormley tarihsel programlarda bu örtük bilginin kilit rol oynadığını belirtirken, Prof. Martin Pačesa da ham maddelere erişim olmadan yalnızca yapay zeka yönlendirmeleriyle biyolojik materyal üretmenin imkansıza yakın olduğunu vurgulamaktadır.
Gelecekte yaşanabilecek olumsuz senaryoların önüne geçmek adına biyogüvenlik standartlarının küresel ölçekte sıkılaştırılması şart. Prof. Tom Inglesby’nin belirttiği üzere, henüz bu tür kötüye kullanımları engelleyen resmi devlet politikaları yetersiz. Yapay zeka modellerinin bağımsız denetimlerden geçirilmesi, genetik materyal siparişlerinin titizlikle taranması ve yüksek riskli biyolojik verilerin erişiminin sınırlandırılması, küresel çaptaki biyosilah risklerini azaltmak için atılması gereken öncelikli adımlardır.
Tıp alanında mühim ilerlemeler sağlayabilecek potansiyeli olan yapay zekanın, aynı anda dünyada insanların yaşamını da tamamen yok edebilecek kapasitesi olabilir. Her bilimsel, teknolojik yenilik gibi yapay zeka da hayatımıza hem olumlu hem olumsuz etkileyebilecek taraflara sahip.
Sitedeki diğer ‘Kimdir Nedir?’ yazılarını okumak için tıklayınız: Kimdir Nedir?




